Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

Davranışlarımızn Altında Yatan Nedenler

Nihat Başbuğ
Her insanın içinde yaşadığı kendine ait bir dünyası vardır. Çevresinde olup bitenleri kendi dünyasına göre algılar.
01.01.1970 / 00:00


Her insanın içinde yaşadığı kendine ait bir dünyası vardır. Çevresinde olup bitenleri kendi dünyasına göre algılar. İletişim kurduğumuz insanın dünyasını anlamaya çalışmak iletişimi sağlıklı hale getirir. Okula geldiğimizde bir okulumuzun hizmetlisinin ses tonundan, davranışlarından çok sinirli olduğunu anlayabiliriz; fakat bu davranın altındaki nedenleri anlamamız, ancak onu dinledikten sonra olacaktır.



                Karşımızdaki kişiyle konuşurken onun kendini anlatmasına fırsat vermek, ilişkilerimizin sağlığını olumlu etkiler. Çünkü tepkiye tepkiyle karşılık vermek, ateşle barutun karşılaşması gibi olur. Ateş, barutla karşılaştığında nasıl ortaya iyi bir sonuç çıkmazsa, öfkeli bir insana bağırarak tepki vermek de aynı sonucu verir. Oysaki, onun davranışlarının altındaki nedeni fark etmek, bizim onunla sağlıklı iletişim kurmamızı sağlayacaktır.



                Şu bir gerçek ki, çevresiyle sağlıklı ilişkiler kuramayan insanlar bile kendi durumlarından çoğunlukla rahatsızlık duyduklarını kabul ederler. Çünkü, onlar sağlıklı iletişim yollarını henüz keşfetmemişlerdir.



                Biler sağlıklı ilişkiler kurmak için kolay iletişim yolarını keşfedip bunları kendi yaşantımızda uygulamamız, iş verimliliğimizin kalitesini yükseltecektir.



                Karşıdaki insanla konuşurken onu dinlediğimizi ve anlamaya çalışmak istediğimizi ona hissettirmekle kendisine bizim tarafımızdan değer verildiğini düşünecektir.



Gerçek bir iletişimin sağlıklı olması ve amacına ulaşabilmesi için her iki tarafın da buna hazır olması ile gerekmektedir. Karşımızdaki kişiyi iletişime hazır hale getirmek için onun frekanslarını yakalayıp o frekanslara uygun sinyaller göndermek gerekir. Öncelikli olarak karşımızdaki kişinin alıcılarını aktif duruma getirerek, yönünün bize doğru dönmesini sağlamak gerekir.



Bir televizyon kanalı kendi istasyonundaki vericilerinden kendi programlarıyla ilgili sinyallerin gönderildiğini tesbit edebilir; ancak bu programların kimler tarafından izlenildiğini anlayamaz. İnsan ilişkilerinde de karşımızdaki kişinin frekanslarını yakalayamıyorsak istediğimiz kadar anlatalım ona ulaşmamız mümkün olmayacaktır.



Karşımızdaki kişinin dünyayı algılama şekline, değerlerine, inançlarına, ilgilerine aykırı sinyaller gönderirsek onunla iletişim kurmak bizim için artık zor olacaktır.



Bir öğretmenin , öğrencisiyle; bir anne babanın, çocuğuyla; bir müdürün, kendi maiyetindeki çalışanlarıyla; bir patronun, işçisiyle sağlıklı iletişim kurabilmesi karşısındakilerin alıcılarının harekete geçirilmesiyle mümkündür.



Bir öğretmenin dersini dinlemeyen öğrencisini sorumsuzlukla suçlaması, o öğrencinin öğretmenine karşı yaklaşımını olumsuz etkileyecektir. Belki de,”Bugün seni çok durgun görüyorum.” sözüyle birlikte omzuna sıcak bir dokunuş onun alıcılarının harekete gemesini sağlayacaktır.



Televizyondaki çizgi filme odaklanmış altı yedi yaşındaki bir çocuğa ders çalışmanın faydalarını anlatmak, suya yazı yazmak gibidir. Sizi dinliyor gibi yapan çocuğun alıcıları televizyona dönük olduğundan ona bir şeyler anlatmak boşuna olacaktır. Özellikle çocuklarla iletişim kurarken yer ve zaman onların alıcılarının harekete geçmesi için çok önemlidir. Çocuk kendisini o an için iletişime kapatmışsa uygun zamanı beklemek daha doğru olacaktır.



                Her insanın içinde yaşadığı kendine ait bir dünyası vardır. Çevresinde olup bitenleri kendi dünyasına göre algılar. İletişim kurduğumuz insanın dünyasını anlamaya çalışmak iletişimi sağlıklı hale getirir. Okula geldiğimizde bir okulumuzun hizmetlisinin ses tonundan, davranışlarından çok sinirli olduğunu anlayabiliriz; fakat bu davranın altındaki nedenleri anlamamız, ancak onu dinledikten sonra olacaktır.



                Karşımızdaki kişiyle konuşurken onun kendini anlatmasına fırsat vermek, ilişkilerimizin sağlığını olumlu etkiler. Çünkü tepkiye tepkiyle karşılık vermek, ateşle barutun karşılaşması gibi olur. Ateş, barutla karşılaştığında nasıl ortaya iyi bir sonuç çıkmazsa, öfkeli bir insana bağırarak tepki vermek de aynı sonucu verir. Oysaki, onun davranışlarının altındaki nedeni fark etmek, bizim onunla sağlıklı iletişim kurmamızı sağlayacaktır.



                Şu bir gerçek ki, çevresiyle sağlıklı ilişkiler kuramayan insanlar bile kendi durumlarından çoğunlukla rahatsızlık duyduklarını kabul ederler. Çünkü, onlar sağlıklı iletişim yollarını henüz keşfetmemişlerdir.



                Karşıdaki insanla konuşurken onu dinlediğimizi ve anlamaya çalışmak istediğimizi ona hissettirmekle kendisine bizim tarafımızdan değer verildiğini düşünecektir.



 



 

Etiketler:
Bu yazi toplam 2483 defa okundu
Yazarın Diğer Yazıları
YAZARLAR